|
||
Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/placeboturkey/forum/Sources/Subs.php on line 1324 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/placeboturkey/forum/Sources/Subs.php on line 1330 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/placeboturkey/forum/Sources/Subs.php on line 1586 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/placeboturkey/forum/Sources/Subs.php on line 1592 Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez. Lütfen kayıt olun ya da giriş yapın Deniz kıyısına gitmek ister misin?" diyerek başlıyor The Kooks'un ilk albümü 'Inside In/Inside Out'. "Herkes gitmek ister türünden bir şey demiyorum ama" şeklinde devam ederken bunu o kadar davetkâr bir edayla söylüyor ki grubun vokalisti, Luke Pritchard, kendinizi şu yaz sıcağında bir anda denizin serin, huzur veren pırıltısına atmak istiyorsunuz. The Kooks'un sunduğu şey de bu aslında; kaçış, rehavet ve zihni boşaltma duygusu. Brighton'dan çıkma, ismini David Bowie'nin 'Hunky Dory' albümündeki 'Kooks' şarkısından alan bu indie rock grubunun meselesi ağır şeyler değil. Aşk-meşk, ayrılık, birliktelik ekseninde dolanan sığ muhabbetler, grubun kimliğini oluşturan. Öte yandan bu aralar her hafta yeni bir grubun çıktığı İngiltere'de, müzik ve/veya enerji olarak diğerlerinden çok da fazla sıyrılmıyor. Razorlight, The Zutons gibileriyle aynı (kimi zaman dar) çerçevede kendi kendilerine takılıyorlar. Ama bunu zayıflık veya basiretsizlik olarak algılamamak lazım. Tam tersine iddiasız ve naif yapıları The Kooks'u sempatik ve sevimli kılıyor. Dahası şarkıları insanda bir gevşeme, rahatlama yaratıyor. Yaz sıcağında kavrulurken, ferahlığına sığınılan limonatavari hoş bir tat bırakıyor damaklarda. Bundaki en büyük etken 60'lı yılların İngiliz rock müziği mirasına sahip çıkmaları. Naif bir romantizm, çocuksu bir heyecan The Kooks'un müziğini belirleyen. Bu, özellikle kendi ülkelerinde kıymet görmüş olacak ki, grubun popülerliği giderek artıyor, hatta The Rolling Stones'a turnesinde ön grup olarak eşlik etme fırsatını sunuyor. İnsanı hayata bağlıyor Albümün ilk şarkısı, 'Seaside'ı ele alın mesela. Akustik bir gitar üzerinden tatlı bir meltem havası veren şarkı, bir buçuk dakika içinde insanı hayata bağlıyor. Onu takip eden 'See The World', 60'lardan The Kinks ile günümüz İngiliz indie grupları arasında lezzetli bir köprü kurarken, 'Sofa Song' davetkâr ve olabildiğince basit yapısıyla dinleyene enerji takviyesinde bulunuyor. Albümden piyasaya çıkarılan şarkılar arasında yer alan 'Eddie's Gun', The Libertines ve özellikle vokal yapısı itibariyle The Futureheads'den izler taşırken, 'You Don't Love Me', patetik sözlerine rağmen punk hakimiyetinde geçen gitarlarıyla yerinde bir şarkı tercihi olarak göze çarpıyor. Ancak albümün öne çıkan parçaları 'She Moves In Her Own Way' ve 'Naive'. 'She Moves In Her Own Way', Pritchard'ın eski kız arkadaşı, İngiltere'de son zamanlarda yükselişe geçen Katie Melua'ya adanmış tatlı mı tatlı bir aşk ve hayranlık şarkısıyken, 'Naive' zekice kotarılmış gitar riffleriyle ideal bir indie dans şarkısı olarak albümü ve haliyle dinleyeni bambaşka bir yere taşıyor. The Kooks, birçok yeniyetme grubun aksine kendini bilen bir ekip. Güçlü oldukları tarafları biliyorlar ve bunu pek sık göremeyeceğimiz bir yetkinlikle sunabiliyorlar. İddialı değiller, tersine alçakgönüllü, naif ve doğallar. Kurguları hem müzik hem de içerik bazında olabildiğince basit; kendilerini karmaşık işlere sokup, yüzlerine gözlerine bulaştırmıyorlar yaptıkları işi. Temiz, sade, anlaşılır bir seda onların arayışı. Tabii ki bunu, rock 'n' roll kültürüne uygun bir enerji ve istekle yapıyorlar. Albüm kapağından bile anlayabiliyorsunuz tavırlarını. Sadece beraber takılmak istiyorlar. Yalın bir dünyada, kendi başlarına. Ne var ki, dünya öyle bir yer değil. Hayat, karmaşık ve zor. İnsanı yorgun düşürüyor, bir başına mücadele etmek zorunda bırakabiliyor. O yüzden The Kooks'un yapması gereken, özelliklerini ve becerilerini alıp ötesine bir şey koyabilmek olmalı. Zaaflarının ve kısıtlılıklarının üzerine gitmek, çalışmak, gelişmek, değişime izin vermek olmalı. Aksi halde monoton ve sıkıcı bir hal alma ihtimalleri çok yüksek. Kendi hayatlarımız yeterince sıkıcı, dinlediğimiz müzikten beklentimiz bu olmayacaktır. Inside In/Inside Out / The Kooks / EMI |
||
|
||
| çok şekerler ya. ooh la şarkısı..she moves in herown way.arctic monkeys.çok benzetiyorum. bazen dinlerken karıştırıbiliyorum. sanırım bu sitede zynp ve benden başka tanıyan yok! |
||
|
||
fazlasiyla sevdigim bir grup yaziyi yazan insanogluda cok guzel anlatmis dogrusu abim bi turlu sevmez kooks'u ingilizceyi cok berbat kullandiklarini soyler |
||
|
||
akustik indieciler gayetde başarılılar severek dinliyoruz...
|
||
|
||
veeee benim icin beklenen an ![]() pazar aksami münihteler konk albumunun turnesindeler .... bekle bekle zaman gecmek bilmedi, on gun oncesine kadar gidip gitmeyecegimi bile bilmiyordum. birtanecik abimden dogumgunu hediyesi ![]() arkadasida ikna ettik, hersey tamamdir. tek korkum isvicreden iki dun icinde hemen donememek.. |
||